öyle bir aşkk istiyorum kiii…. sadece sevsin.
artık seni düşünüyorum sadece seni. görünce mutlu oluyorum. görmeyince üzülebiliyorum. okulda gözlerim hep seni arıyo. duydum ki amerikada yaşamayı düşünüyomuşsun, gitme. ya da beraber gidelim. seni çok daha fazla sevebilirim. biraz odun olduğunu duydum aşkta ama beni sahiplenip sarılabiliceğne inanıyorum. bunları okumıcağnı bildiğim için yazabiliyorum yoksa asla yazmazdım. son aşkım olup kalsan çok güzel olurdu. bi de dedeni çok sevdim. ilk defa bi dedeyi o kadar sevdim. o da yaşardı bizimle, size yemek yapabilirdim. güzel olabilir herşey, bence beni biraz sev.
Günlerden dün, genç güzel ve bir o kadar alımlı olangenç kız, Beykozdaki okuluna gitmek için Pendik istikametinden yollara düşer ve 500t’ye biner.. Kulağında kulaklıkla tıkış tıkış arabanın içinde kopup giderken, Kartal istikametinden bir genç otobüse biner ve yanyana yolculuk yapmaya devam ederler.. Malum trafik yoğunluğundan dolayı 1,5 saat aynı ortamda bulunurlar.. Kız erkekten çok etkilenir, erkekte öyle.. Tesadüktür ki, gençte kızla birlikte aynı yerde inecektir (Kavacık köp.).. Genç kız içinden ‘bir de benim okuldan çıkıyormuş’ felan diye umutlanmaya başlar ve 1,5 saatin sonunda otobüsten inerler.. Genç kız köprüden yürürken, gencin orda durduğunu farkettiği anda yıkılır, yolları artık orada ayrılmıştır.. Derkeeeen genç, hızlı adımlarla gençkızı geçer ve karşıdaki minibüse biner, ne tesadüftür ki kız da o arabayla yoluna devam edecektir.. Genç, şoföre ücretini uzatırken o okulun adını söyler ve genç kız için o an bir dönüm noktası olur.. Birlikte arabadan inerler ve hiç konuşmadan yanyana yürüyerek okulun önüne gelirler.. Biraz durduktan sonra okula girip cafeteryada yaklaşık bir saat sohbet ederler.. Bütün günü birlikte geçirdikten sonra eve dönmek için, bütün Beykozu katledip akbil dolum merkezi arasalar da bulamazlar ve genç kız, gencin yerine akbilinden basmayı kabul eder. Birlikte tekrar yola koyulurlar. Genç Kartalda inmesi gerekirken, arkadaşının Pendikte onu beklediğini söyleyerek pendike genç kızla birlikte gelir.. Arkadaşı gelemeyeceğini haber verir ve genç, kıza akbiline karşılık ona çay ısmarlamayı teklif eder. Çaylarını içerken bir yandan tavla oynayıp, sohbet ederler.. Çok güzel ve çok özel günün ardından, yolllarıayrılır ve o genç, kızdan numarasını istemeye çekinir ve sonuç olarakk ikiside birbirinden habersiz böyle evlerinde çatlarlaaaaaarrr… (devamı gelecek) :(
Ben gidiyordum, o gitme demiyordu. Gitmek zorunda olmak canımı yakıyordu, o anlamıyordu. Mevsim ilkbahardı ama umutlarım dallarımdan dökülüyordu. Belki güller açacaktı yüzümde ama o bunu farketmiyordu. Belli ki istemiyordu. Ben ağlıyordum mevsim sonbahardı ama o hisstemiyordu, çünkü yağmur yağıyordu; o anlamıyordu. Zaman boşa gidiyordu, o şikayet etmiyordu. Ben onu seviyordum, söylüyordum ama o duymuyordu. O hep susuyordu. Hatta suskunluğu kulak zarını patlatmıştı, beni duyamıyordu. Beni kimse anlamıyordu, o kendini bana anlatmıyordu. Ben gidiyordum o dur demiyordu. Belki ardımdan izliyordu, el sallıyordu. Belki o da ağlıyordu, anlamıyordum; yağmur yağıyordu..
Herkes sevdiğini anlatabiliyor. Anlayamıyorum. Anlatabiliyorsan o biter ki, aşk anlatılmaz ki. Dostunu, düşmanını, kardeşini anlatabilirsin, sevdiğini anlatabilirsen eğer, yitip gidersin.
- Bir şeyler söylemem gerekiyor dimi ?
+ Gerekmiyor bir şey söylemek sana göre değil. Sen bir şey söylemeden gidersin dimi? Hemde öyle bir gidersin ki, bırak yaşamayı insanın nefes alması bile yarım kalır. Sen o kadar bir şey söylemeden gidersin ki üstüne milyonlarca şey söylenir. Sen bana bir şey söyleme, git. Sadece git.
- Gitmedim
+ Yanlış. Sen hiç gelmedin.
“ Ben insanları arabanın camına vuran yağmur damlalarına benzetiyorum.
Bazen bir damla aşağı doğru kayarken başka bir damlaya karışıp güçlenerek daha hızla ilerler..
Bende sana karıştım aşkım.
İnsanlar acımasız, savurgan hiç bir şeyin sonu gelmeyecekmiş gibi davranıyorlar.
Bir gün şoförün camı açabileceğini hiç düşünmüyorlar ”
”İncir Reçeli”
